11-12.06.2026

Yeni bir elektro klasik gitar aldım ve bugünün ilk iki mp3 onun sesiyle yaptığım doğaçlamaları içeriyor. Yeni enstrüman yeni sesler falan her şey harika derken yine bir karamsarlık çöktü içime...

Bu ortamın genel sıkıntıları, günlüklerde defalarca bahsettiğim konular. Tekrar yaza yaza kendime terapi uygulamaktayım. Bu dünya üzerinde ilginç bir noktadayız.

Batıdakiler ve doğudakiler, bizler arada kalmışlar gibi mi? Onların gözünde, sesler aleminde tabii ki tam bir orta doğuluyuz. Eğlencelik, derinliği olmayan melodiler yerine hüzünlü olanları tercih ederim, zaten bir yarım bir tam ses diye başlayınca bu hissi alıyorsunuz. Tüm hikaye biraz da böyleymiş ama dünya müziği, seslerin renkleri yerine insanlar kendi yankı odalarında ve sadece kısıtlı sayıda insanla takılmayı seçiyor.

Şimdilerde kendi aralarında çalanların da çok fazla birlikte çalmadığını gözlemliyorum. Ekran başındayken ninbot sitesi arkada açık kalır ve göz ucuyla arada kontrol ederim, tüm bu gözlemleri bu şekilde yapıyorum.

Bunları gözlemleyip bu kadar yazacak kadar önem vermem konusu birçoğuna delilik olarak geliyordur, benim için cidden mühim bir konu. Ruhumuzun dünya üzerinde dolaşması gibi. Çok çok az sayıda insanın dünyanın minik bir temsili içinde seslerle anlaşmaya çalışması gibi.

Ancak gerçek dünya gibi, bu dünyada da çok büyük problemler var ve asla anlaşma olmayacak. Bunu her geçen gün görmek beni bir taraftan üzüyor ama günün sonunda umursamamaya başlıyorum. Sonuçta müziğin böyle bir gücü olsa önce dünya bu halde olmazdı. Müzik sadece araç ve insanların kendi kendini neye inandırdığına asla bir etkisi yok.

Haziranın 11. ve 12. günleri iki ayrı jam'i içeriyor. Yukarda yazdıklarım 11. günü içindi, 12. günü tam tersine eğlenceli ve o ruhu hissettiğiniz hoş bir gündü. Zaten ümit etmek için yeterli sebep olması da gerekiyor yoksa buralarda olmayız. 12. gününde ses dengeleri çok bozuktu. Ninbot üzerinden dinlemeye çalışırsanız zorlanırsınız. Biraz düzelttim.

20260611_1416-RockTribe-1sleeve (04 12 - 06 12).mp3

Elektro klasik gitarın sesleri bir garip hoş, klavyesi de çok rahat. Bakalım umarım daha sonra daha iyi performans için umarım fırsat olur. Fransa'dan sevgili 1sleeve ile başladık. Odaya geldiğimde bir tartışma vardı. İngiltere'den biri sorun çıkartmış onla ilgili konuşuyorlardı. M. 1sleeve'in sesleri çok kısıktı kanal sesini sonuna kadar açtım.

20260611_1416-RockTribe-1sleeve-muzg (08 00 - 11 00).mp3

Sevgili 1sleeve ile devam ettiğimiz bölüm, çok kısa çaldık ve kendisi diğer odaya geçti. Klavye seslerinde Polonya'dan muzg var. Onla da ilk kez karşılaşıyoruz. 12'sinde de karşılaştık ama daha sonra karşılaşırsak ekleyeceğim. Burada çaldığım melodileri bu ara kendi kendime çok çalıyorum. Ağır bir melodi ama genel konuyu anlatıyor. Durum biraz karışık.

20260612_1421-1-Carrot_N_Sticks-WalazaMan_Bass-RockTribe-muzg-mr_jonze (18 40 - 21 09).mp3

Burada klavye ile katıldım, Ud lavta ve diğer kullandığım sesler. Davulcu arkadaş Carrot_N_Sticks, nickini yeni görüyorum, kendisi Fransa'dan... WalazaMan Belçika'dan bas, vokal ve diğer enstrümanları ekliyor. Polonya'dan muzg DJ efektleri ekliyor. Gitarlar da mr_jonze'nin onun nickini sık görüyorum ve eski üyelerden galiba ama henüz eklememişim. Biraz fazla solo kısımda kalanlardan gibi.

Sonlara doğru biraz vokal ekliyorum, pek iyi olmamış ama kesmedim.

20260612_1421-2-Carrot_N_Sticks-WalazaMan_Bass-RockTribe (49 46 - 54 24).mp3

Buradaki bölüm hiç editlenmemiş halde, trompet sesini ilk açtığımdaki sesi kontrol etme notası bile duruyor, arkadaki ritim aksamasın diye editlemedim. Eğlenceli melodilere geçtiğimiz yer. Hep birlikte beyinlerimiz ve kalplerimiz senkronize şekilde aynı akıştayız. Öyle ki akış bu şekilde ayarlanmış gibi oluyor. WalazaMan eklediği vokaller üzerine trompet bittikten sonra onun vokalleri de duruyor, sonra ben biraz vokal ekliyorum. Sonra ritim azalıyor ve hafif bir ud taksimi ile bitiş gibi oluyor.

20260612_1521-Carrot_N_Sticks-WalazaMan_Bass-muzg-RockTribe-neo (01 36 - 06 02).mp3

Bu da bitiş, hoş eğlenceli hafif pentatonik hafif değil karışık bir hava. Gitarda Almanya'dan neo katılıyor. Diğer çalan arkadaşlar aynı. Burada eklediğim vokal sanırım günün en uygun vokal kısmı olmuş, diğerleri vokal mikrofon ayarları dahil pek olmuş gibi gelmedi ama yine de eklemek istedim.

+

Başta anlattığım mevzular hakkında biraz daha detay yazmak istiyorum. Herkesin katılımına açık bir ortam ama herkesin katılmasını istemeyen arkadaşlar var. Bu noktada ben de metronom ve ton sorunu yaşayan arkadaşları artık mute ediyorum. Herhangi bir şey demiyorum ama sırf biri böyle yapıyor diye odadan çıkıp gitmiyorum.

Bu arkadaşların olay belli tarz seçimi gibi, belki gereğinden fazla burada çalınca bu konuda hakları olduğunu düşünüyorlar bilemiyorum. Ancak her durumda bu yapılan ortamın ruhuna uymayan bir şey, bir noktadan sonra zaten birbirlerinden de sıkılıyorlar.

Belli müzik türü ve insan konusunda kısıtlama olduğunda bu sistem istenilen sonucu doğurmuyor. Bu arkadaşlar muhtemelen sadece yeteneklerini sergilemeye ya da sadece arkadaşlık kurmaya geliyorlar. İki durumda da bence çalışmıyor.

Buraya kadar hadi insanlık hali olabilir, herkes istediğini, istediği kişiyle çalabilir diye düşünebilirsiniz ama bu bir noktadan sonra ortamdaki kendini ifade etme özgürlüğüne müdahale oluyor. Belli çevre yapmış insanlar, sadece o odadan ayrılarak diğer insanların müzik yapma hakkını ellerinden almış oluyorlar. Zaten birbirini tanıyan tipler de odadan birlikte ayrılıyor, sürü şeklinde hareket ediyorlar.

Zihniyet daha üzücü, dünyanın geneli hakkında insanların birbirine bakışını, önyargılarını ya da tercihlerini çok rahat görüyorsunuz. Ben kimseye bu konuda terbiyesizlik yapmadım. Kanada'dan bağlanan birine Türk'e benziyorsun diyen Norveç'liyi görünce tabii ki tepkimi gösterdim. Bu kafada çok insan var. Akılları sıra devamlı aşağılıyorlar. Tüm bunları yazdım.

Daha kötüsü, modern, ileri görüşlü ve daha "dünya vatandaşı" olduğuna inandığınız kişilerin dahi gerçek anlamda bir çeşit "Hristiyan Kulübü" fikrini takip ettiklerini görüyorum. Bunu en ufak anlaşmazlıkta tespit etmek mümkün.

Vakti zamanında çok fazla yazdım ve anlattım. Kolektif YouTube kanalı (jaminpeace) konusunda bunu bariz yaşadık. O kanal için o kadar uğraştıktan sonra sanki her şeyi kendisi yapmış gibi Telegram grubunda ileri geri konuşan arkadaşımızın (nickini buraya not etmiyorum) tüm yazdıklarının kayıtları duruyor. Bundan sonra madem anlaşamadık kanal bu şekilde kalsın, yayınlar boşa gitmesin, emeklerimiz orada bir çeşit nostalji olarak dursun. Tekrar yeni kanal aç dediğimi ilk gün kabul edip ikinci gün hayır dedikten sonra işlerin çığrından çıkmasını çok anlattım.

Bunları tekrar ediyorum çünkü dönüp dolaşıp bu arkadaşla iletişim halindeki insanların hikayeyi bilmediğini görüyorum.

İşler karıştıktan sonra ben sadece kendi videolarımı silip kanalın birincil sahipliğini devredecekken bir anda hala nasıl yaptığını anlamadığım şekilde kanalın yetkilerini sıfırladı. Bu kadar zaman geçti, tekrar araştırmadım ama bunun normal şartlarda olması mümkün değil. Yani birincil sahiplik tek kişide ve normal sahiplik olan kişilerin bu işlemi yapamıyor olması gerekir. Benim tüm bildiğim bu.

Açıklaması olmayan, bir anlamda güvenlik riski oluşturan bu durum karşısında bizim NINJAM ahalisinin tepkisi ne oldu? Resmen hiç! Birkaç arkadaş tepki gösterdi ama onlar da kısa süre sonra normal işlerine geri döndüler. Bunca zaman etkinliklerine katıldığım Brezilya'lı arkadaş mesela, bu konuda bilerek mi? Unutarak mı bilemiyorum, çok garip tercihler yaptı. 

Günün sonunda diğer tatsız olaylar ve tartışmaları da düşününce aslında bu arkadaşların bir şekilde kendi aralarında gayet iyi anlaştıklarını görüyorum. Ortada bir haksızlık varsa kimse bunu umursamıyor. Sadece dil, din ve ırk yakınlığına göre hareket ediyorlar. 

Evet ben hiçbir şekilde onlara yakın değilim ama müziğe olan inancın bir olsun tüm bunlara çare olacağını düşünmüştüm. Üstelik her zaman vurguluyorum, tüm dinlerin hatalı olduğunu düşünen biriyim ama buna rağmen gidip dini değerleri asla aşağılamam ya da aşağılanmasını bir düşünce özgürlüğü olarak kabul etmem. Bu konuda da tartışmıştık. Onlar bize demokrasi, özgürlük dersleri veriyorlar ama aslında yaptıkları sadece dil, din ve ırk konusunda ayrımcılık yapmak.

Bunu her geçen gün daha net görüyorum, yine de bu bahsettiklerime çok uzak, gerçekten dünya vatandaşı olmuş, sadece müziğe inandığını düşündüğüm bir o kadar kibar ve iyi insanlar da var. Zaten onlar olmasa burada çalmanın hiçbir anlamı kalmazdı.

+

Konu konuyu açıyor, burada çalmanın anlamını da bu aralar çok fazla sorguluyorum. Acaba diğer medyalarda kendini gösterememiş insanlar için bir avuntu mu diye? Belki başka medyalarda olsak burada çalmayız gibi mi?

Bir taraftan etkisi olur ancak hiçbir yerde buradaki kolektifliği yakalamanız ve gecikme olmadan melodileri ve ritimleri böyle karıştırabilmeniz mümkün değil. İşte bu yüzden diğerlerinin melodileri ve ritimlerine odaklanmayacaksak zaten burada ne yapıyoruz? Kendi açtığımız melodilerle takılacaksak zaten herhangi bir sosyal ağ üzerinden yayın yapabiliriz. Buranın tek anlamı var o da kolektif bir müziğin, o an ortaya çıkıyor olması.

Ezberlenmiş müzikten öte, bir ruhun ortaya çıkışı, dışavurum ya da tezahür gibi kavramlar olabilir. O an gerçekleşen tek seferlik bir deneyim. Bunu yaşamaya inanan ve bunun için gelmiş insanlarla çok daha anlamlı oluyor. Tabii buna dikkat eden gerçekten çok fazla kişi göremiyorum. Genelde dediğim gibi belli tür çalmak ve belli insanlarla takılmak haricinde bir motivasyon göremiyorum. Bu da en az beni yukarda bahsettiğim ayrımcılık kadar üzüyor. 

Her şeyin boşa gittiğine dahi bir karamsarlık veriyor. Her şey boşa gidiyorsa burada çalmamıza da pek gerek yok gibi. Üstelik vokal çalışmalarından sonra bir şekilde müziğin sadece kendi kendine yetebileceğini düşünmeye başladım. Belki bu yeni bir şeyler öğrenirken yaşanan o anla ilgilidir. Öğrenip tamamlandıktan sonra yine bunun bir kolektif ruha geçmesi gerektiğini düşünebilirim ve bunun olmayışı bir eksiklik olarak ortaya çıkabilir ama şu an bu konuda kafam çok karışık.

Keşke bu kadar mevzularda bu kadar anlatmak zorunda kalmasaydım.