31.10.2026
Ekimin son günü inanılmaz güzel bir jam oldu. Sevgili Fadista'yı online görünce elimdeki işi bırakıp pat diye bağlandım. İlk bağlandığım zamanki ayarlar karaoke ayarlarından kaldığı için -12db şeklinde sesim düşük kalmış.
Her şey inanılmaz güzel ama yazıp durduğum genel sitemleri tekrarlamak isterim. Seslerin bir çeşit ruhani boyutuna geçen ve bununla kalpleri tatmin olan insanlar arıyorum. Bu zikri tek başıma yapamam çünkü zikir toplu çekilen bir hadisedir. Tabii bu, kimse bunu anlamasa bırakacağım anlamına gelmiyor, sadece ideal olanı budur. NINJAM ortamında bu şekilde çok kişinin olmasını beklersiniz ama maalesef pek yok.
Gördüğüm en büyük sorun, eldekilerin kıymetini bilmeden fazlasını aramak... İnsan yapabildiği melodilerin/müziğin değersizleştiğini düşünürse zaten komple olaydan soğur. Bu yüzden teknik meselelerle olayı detaylandırıp farklı yerler gitmeye çalışıyorlar.
Ya da sadece kafaları madde ya da alkolle uyuşturup sadece olayın eğlencesine bakıyorlar. Sanki tüm evren, o beyin hücreleri günün birinde uyuşsun ve sadece bundan bir garip "keyif" almaya baksın diye. Tüm bunları ben bir çeşit din olarak görüp, garip bir ciddiyetle olaya yaklaşıyorum.
Bir çeşit ödev gibi, elbette yapmayan cehenneme gidecek diyemem ama ağır bir psikolojik çöküntü yaşadıklarını görüyorum. Dengeli, dingin ve huzurlu insanların ötelere dokunma çabasının çözüm olduğuna inanıyorum.
Birbiri üzerine basan, egolarını tatmin etmeye çalışan ya da minik hesaplarla insanlara gülücük dağıtan ve hayattaki sosyalleşmeyi burada arayan arkadaşlar gerçekten bir noktadan sonra beni kederlendiriyor.
Zamanlarımız çok değerli, günler geçiyor yaşlanıyoruz.
Günün birinde hayatın özetinin sadece o "an" olduğunu fark edeceğiz. Ben jam'lerde hep o "an"ın akışı arıyorum, bulunca da tek üzüntüm, neden bunun her zaman ulaşılabilir olmadığı, oluyor.
Her zaman ulaşsak bu etkisi olmaz, dediğinizi duyar gibim. Buna katılmıyorum. Elbette aşırı sık olmamalı ama her ihtiyaç duyduğumuzda su içmek gibi, o susuzluğun dinme keyfini her seferinde, ilk sefermiş gibi yaşamamız gibi ben de müziğe karşı bir çeşit "susuzluk" çekiyorum.
Şu mübarek cadılar bayramında bu kutsal sözlere karıştığım için göklere ne kadar çığırsam azdır, bu arada şaka maka, sabaha karşı Amerika'lı arkadaşlar hafiften bir cadılar bayramı kutlamalı, çığlıklı kesitler yaptı. O kısımları eklemedim ama son mp3, o bölümden...
Ses dengeleri konusunda sıkıntılar sürüyor. Mikrofonun yerini bir karış değiştirdim, etkisi çok büyük oldu ama maalesef hala eğilerek söylemek zorundayım, bu da sesimi bozuyor. Tekrar programı değiştirdim ama ilk kısımda önceki hazır ayarlar, son mp3'de ise iki jam arası uğraştığım ayarlarla yaptım. Tek bir ayar olsun genelde onu kullanayım istiyorum. Yoksa bir noktadan sonra ayarların kendisi müziğin yerine geçmeye başlıyor ki bence bu müziği zehirliyor demek. Tabii hiç ayar olmadan ham sesle de olmaz bu iş, o yüzden dengeli şekilde olmalı.
20261031_1327-Fadista-dLf-RockTribe (31 15 - 34 07).mp3
Bugün genel bir quantize sorunu çektim, sebebini bilmiyorum. Bazılarını quantize ettim, bazılarını çaldığım gibi bıraktım. Çaldığım ya da solo attığım bölümlere kıyasla nedense kaydettiğim loop'lar sorunlu duyuluyor. Umarım reaper sıkıntısı değildir, hiç uğraşmak istemiyorum.
Sevgili Fadista'nın harika sesi ile bölüm başlıyor. Klavyeler sevgili dLf'nin, alttaki efektli lavta ve 12 telli klasik gitar sesi benim, üzerine yazdığım şiir'lerden kesitler okumaya başladım. Yazdığım şiir diyorum ama genel adı "Korkarım Şiir" (şu an 33 sayfa), yani pek benlik bir şey değil diye düşünürdüm ama kelimelerin sesleri ve bir çeşit müzik gamları gibi yapılarına dikkat ederek yazmaya çalışıyorum. Gayet hoş oluyor diye düşünmekteyim.
20261031_1327-Fadista-dLf-Tyr-RockTribe-Javier_zap (36 53 - 38 53).mp3
Önceki bölüm sözleri şarkı formatında söylemeyi deniyorum. Fadista da Özdemir Asaf'ın Lavinia şiirinden eklemeler yapıyor, giriş bölüm bu şekilde olmuş. Sonra vokallere devam ediyoruz. Benim vokaller arada gitmiş yine, maalesef o kadar hatasız söyleyemiyorum ama çalışmaya devam ediyorum.
Davullar Arjantin'den sevgili Javitozap'ın, yeni nicki Javier_zap şeklinde, kendisi aynı zamanda ninjamzap.com yazılımcısı, harika işler yaptı. Gitarda İtalya'dan Tyr var, onunla sanırım daha önce pek çalmadık.
20261031_1327-Fadista-RockTribe (54 00 - 56 00).mp3
Bu bölüm Fadista ile çaldığımız kısım. Uzayan klavye sesler ve efektli sesler onun, ambiyansı o veriyor. Onun üzerine çaldık, ninbot üzerinden mp3 dinlediğinizde bu bölüm vokal eklemeleri ile bitiyor ama track dosyası olarak indirdiğiniz zip içinden o kısımlar maalesef çıkmıyor. Hiç bu kadar sistemsel bir hata görmemiştim. O bölümü ekleyemedim, o bölümün ön hazırlık altyapı melodileri olan kısmı ekledim, ki bu hali bile benim için, içinde kaybolunacak kadar hoş ve tatlı. Tamam olmuş bir hal, sadece kombinasyonlar zamanla artıyor azalıyor, organik parçalar gibi.
20261031_1427-1-Javier_zap-Fadista-dLf-RockTribe (03 20 - 05 23).mp3
Genelde bu kadro ile çaldık. Yine bas gitaristimiz yoktu ama dLf en son bas sesleri de vermeye başladı. Günün diğer jam'inde ise bir jam'de tam üç tane basçı vardı. Böyle de bir olay işte. Burda Fadista'ya fısıltılarla eşlik ediyorum. Çalarken bastığım yerlere uygun vokal eklemeye çalışıyorum.
20261031_1427-2-Javier_zap-Fadista-dLf-Ursogar-RockTribe (06 37 - 08 39).mp3
İspanya'dan Ursogar katılıyor, kendisini tanımıyorum ama çalımı, müziği ve chatte sadece İspanyolca yazmasına bakarsak FEC olma ihtimali var diyeceğim. Normalde asabi uyumsuz bir arkadaştı ama bugün inanılmaz katkılar yaptı. Çok hoş duyuldu her şey. Fadista'nın vokallerinin ne kadar inanılmaz olduğunu duyuyorsunuzdur. Özellike bu içeriği karışık müzikte bu kadar stabil vokal yapabilmek gerçekten inanılmaz. Vokal çalışmaları yapmaya başladıkça kendisine hayranlığım ve takdirim arttı.
20261031_1427-3-Javier_zap-Fadista-dLf-Ursogar-RockTribe (19 06 - 22 22).mp3
Gecenin en ilginç anlarından biri burası, şaman ayini, bir çeşit ayin seslerine geçtik. Fadista bu bölümün ilk havasını verdi, oradan bu noktaya geçtik. Gitarlarda Ursogar bu çaldığını bir kere çalmıştı, sonra değiştirmişti, o çaldığını bütün bölüme tekrar ettirdim. İnanılmaz güzel bir melodi ama değerini bilmemiş nedense, bilmiyorum yani insan bu güzel melodiden sıkılmaz ama bir-iki kere çalmış bırakmış. Keşke loop yapmayı öğrenseler bu tarz güzellikleri çalmak istemiyorlarsa, tekrar ettirseler.
Burda bir başka şiirim, yani şiir derken biraz utanç verici gibi oluyor ama adı bu maalesef. Arada gülüyorum ama seslerin karışımından dolayı bunu yapıyorum. Konseptte akla ve nedenselliğe savaş açmış düşünce sistemleri, gülünmeyi hak ediyorlar aslında da onlara gülmedim.
20261031_1427-4-Fadista-dLf-Ursogar-RockTribe-Saddam_Hussein (35 55 - 38 41).mp3
Garip uçuşlu bölümler ve bu bölümün sonu niravana'ya ulaştığımız kısım burada başlıyor. Sevgili Saddam_Hussein Rusya'dan sesleri inanılmaz bir arkadaş. Klavye sesi ile ağır bir havası var ve her zaman böyle etkisi var. Davulcumuz gittiği için burası davulsuz oldu, ilk tiktak sesleri metronom için yapmıştım. Hoş duyulmuş.
20261031_1427-5-Fadista-dLf-Ursogar-RockTribe-Saddam_Hussein (42 02 - 44 53).mp3
Bu bölümde söylediklerimin bir kısmını dahil etmedim, o derece olmamıştı. İlk başta yine çok sendelemeler, yine bir sözleri vokalleştirme, melodileştirme çalışmaları diyelim. Bu bölümü şiir şeklinde olduğum kısmı da dahil etmedim. Davulları Ursogar ekledi, Fadista efekli klavye sesleri veriyor. Sanırım dLf piyano seslerini veriyor ama benim harp sesi de piyano gibi duyuluyor, solo bölümleri harp sesi olmalı.
20261031_1427-6-Fadista-Ursogar-RockTribe-Saddam_Hussein (47 06 - 52 34).mp3
Günün zirve noktası burası, kendi halinde bir çeşit tasarlanmış şarkı formatı gibi olmuş. Hafif fısıltılı brutal vokal benzeri seslerle başlıyorum. Zikir, meditasyon seslerine ve vokallerine geçmiş oluyoruz. Buradaki mikrofon ayarı biraz farklı, o da sesimi çok etkilemiş. Ardından defalarca çaldığım (hayır ezbere bilmiyorum, çal desen çalamam) bir melodiyi ekliyorum ve üzerine oryantal/harmonik soloya geçiş yapıyorum. Normalde bu orta doğu "çöl" havası demektir ama bence burada orta doğudan fazlası var. Bu seslerin kaynağı bildiğim kadarıyla Mısır, firavun zamanlarına gittik bence. Tabii onlar da orta doğuda ama farklı bir konseptteler.
Ursogar gitarlarını yine en uygun olanını tekrar ettirdim, çok güzel eklemeler yaptı ama stabil çalmadı. Sesi de inanılmaz güzel tınlıyor. Son bölümde de tekrar eden vokali kesip şiir kısmına başlıyorum. En çok yakışan bölüm burası olmuş. Bu sözleri bu melodiye yakıştırmazdım ama inanılmaz güzel yakışmış. Gitar nerdeyse sözlere çalıyor gibi, o bölümde değişen gitarları editlemedim. Bitiş kısmında da Fadista'nın vokalleri ile inanılmaz güzel şekilde karışıp göklere doğru yollanıyoruz.
20261031_2151-jonazz-RockTribe-DirtyDeeds-lowD (28 28 - 30 52).mp3
Göklerden yere iniyoruz, düz insan sevinci gibi diyelim ama katmanlar var. İki bas gitar var. Biri Kanada'dan lowD bas seslerini o veriyor. Portekizden jonazz ince seslerde, soloları o atıyor. Gayet güzel duyulmuş. Dinlerken insanın yüzünde istemsiz bir gülücük oluyor. Bu tarz jazz'ı vokalimle yapabilir miyim bilmiyorum ya da jazz sayılır mı bilmiyorum ama çok tatlı duyulmuş. Vokallerimle takip ettim diyebilirim. Davullar da İngiltere'den DirtyDeeds'in, blog'a daha önce eklememişim ama nickini görmüştüm. Hep birlikte cadılar bayramını kutladılar da ben ne yazıları görebiliyorum ne de o kadar İngilizce biliyorum.
Evet tüm bunlar yazıları görmeden oluşuyor, bu da bir mucize değilse nedir artık ben bilmiyorum. Şaka tabii...

Post a Comment