18.04.2026
Birbirinin müzikal cümlelerini tamamlayan insanların kısa süreli bir jam seansını dinleyeceksiniz. Bunu dünyanın neresinden bağlanırlarsa bağlansınlar yapabiliyorlar, gerçekten inanılmaz. Davulcumuz Rusya'dan, gitarlar Fransa'dan, vokal Almanya'dan ve kısa süreli bağlanıp giden basçımız da Yunanistan'dan idi.
Tabii böyle sanki müzik grubu gibi anlattım ama bu arkadaşlarla müzik haricinde pek bir iletişimim yok. En başta zaten dil bariyeri var. Aklıma şu takılıyor: Müzikal cümlelerini tamamlayan insanların dünya görüşleri de yakın olabilir mi?
Pek tabii ki bununla bağlantılı değildir ama oralarda bir yerde beyin hücresi bağlantılarının benzer olduğunu düşünüyorum, Bu hayatın diğer alanlarına yansımayabilir ama dinleyip çalabilmek, birbirinin üzerine basmadan ortak bir akışta olmak ve aynı anda aynı hislerle bunu bir müzik eserine çevirebilmek bence çok istisnai...
Maalesef bu gibi jam'ler istisnai... Nerdeyse tüm gün ninbot'u takip ettim ama sadece 1 saat bağlanıp çalabildim.
20260418_1224-karma_kameleon-Denis-RockTribe-Makis (24 24 - 26 48).mp3 +cyanite-analysis
Başlangıç ve bitiş biraz benzer hisler olmuş. Biraz bizden melodiler, basçı Yunanistan'dan, çaldığı yerleri biraz kaydırdım birazcık daha sonra giriyordu. Harp sesi ve ud sesi birlikte, ortalardan sonra bir miktar vokal denemesi yapıyorum, iyice havaya girdikten sonra... Bitiş bölümü ninjam kısıtlaması yüzünden yeni kayda geçmiş, orada pat diye kesilmiş ama sonrasını birleştirebilirdim ama oraları eklemedim. Fransa'dan hem duygulu hem rocker arkadaşın çaldığı bölümleri tekrar ettirdim.
20260418_1251-jhonep-Denis-karma_kameleon-Makis-RockTribe (09 04 - 12 44).mp3 +cyanite-analysis
Buradaki başlangıcı da biraz editledim, tabii ki böyle şarkı gibi başlayamaz ama bu hava bir süre gittiği için o coşkuyu koruduk ve hem güzel bas hem güzel davul hem güzel gitar sololar üzerine sevgili jhonep'in vokalleri ile inanılmaz bir noktaya geldik. Akış gerçekten çok acayip. Metronom biraz sıkıntılı sanırım ama sanırım sevgili Denis metronom kapalı mı çaldı, öyle bir şey diyordu. Eğer öyleyse inanılmaz ama bilemiyorum. Benim seslerde hafif çello katkısı var. Ortalardan sonra gitar çığlığı ile çok acayip bir ruha yükseliyoruz. Hem çalarken hem dinlerken tüylerim diken diken oldu ve o kısmı maalesef çok iyi çalamadım. Bitiş de pek güzel olmuş, buralarda final yapmak da zor. Hafif vokal ve jhonep'in gülüşü ile bitiş.
20260418_1306-jhonep-karma_kameleon-Denis-RockTribe (08 00 - 10 48).mp3 +cyanite-analysis
Klasik gitara çaldığım bölümler burada başlıyor, biraz daha rock tınılarındayız. Denis metal kafa değilim demişti ama metal davullarını da çok iyi çalıyor. Aynı kadro ile devam ediyoruz, arada hafif vokaller ekliyorum. Sevgili jhonep ile düet gibi olduğumuz bölümler var. Elektro gitar harika, benim gitardaki reverb biraz fazla gelmiş ama onu hala mikrofon vokal ayarları ile kullanıyorum. Müzikal olarak inanılmaz gelişmeler olan bir zamandan geçiyorum ama henüz bunu düzeltemedim. Gün sonuna detayları ekleyeceğim.
20260418_1320-karma_kameleon-RockTribe-Denis (02 08 - 06 40).mp3 +cyanite-analysis
Buradaki melodiyi muhtemelen daha önce duymuşsunuzdur yani ben bir yerden hatırlıyorum, bir şarkı sanırım ya da değilse de bilindik bir melodi. Çok tatlı, şarkı bilmediğim melodilerde geziniyorum ama inanılmaz bir noktaya geçiyoruz. Burayı çalarken ve dinlerken de ağlamaklı oldum. Bu kadar hüzne gerek var mı bilemiyorum ama bir taraftan da sevinç var çünkü tam bu an o evrenin en karanlık noktasındaki yalnızlığımızdan melodilerle birbirimize uzanıyoruz. Bunun başka açıklaması yok. Bu melodilerle demo yapmayacağız, bir yerde yayınlamayacağız ve hatta muhtemelen bunu kimse bir daha dinlemeyecek ama bu an yaşandı. Tek olası anlamı bu. Tabii yapacak daha iyi bir şey bulamayanların zaman öldürme aracı da olabiliyor ya ona girmiyorum. Burada bir ruh olmalı. Ben bunun ihtimalini seviyorum. Ruhlar belli noktaya gelince sesimle onu yaşatmaya çalışıyorum. Vokal konusunda bir iddiam yok ama dinlerken çok rahatsız olmuyorum. Daha organik hava veriyor. Bu bölümde en beğendiğim ve muhtemelen çalmak istediğim bölümü sadece 1 kere hatasız çalabilmişim, onu tekrar ettirdim. Hataların akışı ve notalarda çözülmemeyi dayattığı bir jam diyebiliriz. Müzikal teorimi böyle açıklıyorum (latifeli).
20260418_1351-Denis-Tyr-RockTribe-dLf (10 56 - 15 20).mp3 +cyanite-analysis
Önceki arkadaşlardan çoğu gitti, Denis kaldı. Klasik gitarla biraz daha çalayım derken basit bir ritim üzerine çalarken İtalya'dan Tyr nicki arkadaşla kendimizi bu noktada bulduk. Onla da ilk kez çalıyorum ya da nicki yeni ama melodilerden de duyabileceğiniz gibi, bir noktada birbirini dinleyip tamamlayan bir yapıya sahip. Daha sonra dLf geliyor, Almanya'dan katılan bu arkadaş muhtemelen dlfkij ama sormadığım için etiketlere ekleyemiyorum. Buradaki davullar aynı yerde başladı, öncesinde çok küçük bir iki ses vardı onları sildim. Sonra yine minik minik vokallerle melodilere katılmaya çalıştım. Bu şekilde de kısa ama çok hoş bir jam gününü bitirmiş olduk.
+
Müzikal ufuklarımın ve imkanlarımın arttığı zamanlardan güzel haberler eklemek istedim. Hayatımda ilk kez bir çift stüdyo monitörüne kavuştum. Boyutu da tatmin edici derece büyük bir model olunca bas sesleri ve genel sesleri o kadar güzel duyuyorum ki resmen büyülendim. Bunca zaman bu sesleri böyle duyamadım, bu bir kayıp tabii ama ne diyelim, geç olsun güç olmasın.
Ses çıkışları şerefine 1,5 yıl ardından elektro gitarı da çaldım. İnanılmaz özlemişim. Eski teller ve vasat bir gitarla o kadar keyif aldım ki anlatamam. Bu da geçen zamana üzülmemizi gerektirmiyor çünkü belki de tam da bu anda olması gerekiyordu çünkü hem ses çıkışı hem de çok meşhur amfi modellemelerine ancak şimdi ulaşabildim. Yıldızların hizaya gelmesi gibi tüm imkanlar bir anda denk gelmiş oldu ve inanılmaz bir havaya kavuştuk...
Tabii bu ikinci müzik bilgisayarı ve çok fazla masraf demek, yavaş yavaş ekipmanı geliştirip eşimi de bu konuda ikna etmeye çalışıyorum ve umarım bir gün o da jam'lerde bugün anlattığım o ruha dahil olabilecek, yani yıllardır bunu deniyorum mümkün olmadı ama çıkmayan candan ümit kesilmez demişler.
Ardından gitar klavyesi pattern görmeler, tam dörtlü aralıklar üzerinde patternlerle uğraşmalar gibi günlük aktivitelerimi yaparken DADGAD diye bir akort sistemine rastladım, patternler aşırı sadeleşiyor ve sesleri inanılmaz tatlı, bir gün sonra klasik gitarla sabah uyanır uyanmaz bunu denedim ve ikinci şoku yaşadım. Bunca zaman neden akort sistemi değiştirmedim bilemiyorum, biraz tembellik biraz mevcut araçları bozmanın yaratıcılığı öldürdüğünü düşünmemdi ama DADGAD'ın tınısı insanı alıp götürüyor. Umarım diğer yerel enstrümanları da buna yakın akort edip toplamda bu kelt ruhunu yaşatabiliriz.
Tek tip bir müzik türü olarak da düşünmüyorum, diğer türler de yapılabiliyormuş ama kelt ruhunu ben bağlamada da alıyorum. Folk müziğin ruhu gerçekten çok hoş, derinlerde bir etki yaratıyor. Kısıtlamaları yüzünden akort sistemi değiştirilmiş ama bu yüzden kaybedilenler olmuş, diye tahmin ediyorum.
Nihayetinde parmaklarımız ruhumuzun uzantısı gibi, onlara atadığımız melodiler bir noktadan sonra ruhu da meydana getirmeye başlıyor. Kendimizi tekrar etmekten ve zihminizdeki varsayımsal hapishaneden kurtuluşumuz (tabii ki bu da varsayım), ruhuna inandığımız diğerlerinin parmaklarının ucundan geçiyor. Bu güzel jam seansında, kıymetli parmakları ile benim için hayatı daha yaşanabilir kılan herkese çok teşekkür ediyorum.

Post a Comment